18 Şubat 2011 Cuma

İSLAMIN IŞIĞINDA ETKİNLİĞİMİZ BAŞLADI

İSLAMIN IŞIĞINDA  KONU:MEVLİT KANDİLİ


YAZI NO :13
GÖNDEREN :SUSAMÇÖREKOTU

SEVGİLİLER GÜNÜ!!!









EBEDİ SEVGİLİ...
Hadi bugün O’na ALLAH(CC)'a olan sevgini göster!
Bugün sevgililer günü ya…
o’nun için bir şey yap!
O’na (cc) kendini beğendir bugün“Seviyorum” diyorsun ya…
Hadi göster sevgini!
O (CC) neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
VESev O’nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
Ki, O da sevsin seni…
Seven elbet sevilir ama, lafta kalmasın sevgin…
Hadi bugün O’na göster sevginiSevgililer günü ya bugün..
Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır,
“Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne..”
Bugün, ulaşabildiğin herkese O’nu (CC) anlat!
O’nu ve O’nun en sevdiğini(SAV)…
Telefonla,yüzyüze,kavlen ve fiilen O’nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı..
O, seni senden de iyi bileni..
O, sen O’nu bıraksan da seni asla bırakmayanı..
O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini…
Sevgililer günü ya bugün..
Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya..
Bugün sen de hep O’nu düşün!
O’nun hoşuna gidecek bir şey yap!
Memnun et O’nu..
Meselâ;Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!
Meselâ;Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!
Eğer örtülü değilsen, hiç çıkarmamak sözüyle,Bir başörtüsü al kendine!
Kılamıyorsan, bugün namaza başla!
Meselâ; “Kur’anı mutlaka öğreneceğim” de!
Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!
Bir ayet ezberle ve uygula onu!
Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!
Meselâ; bugün sevgilini en az bir kişiyle tanıştır!
Hiç tanımadığın birine selam ver!
Bir yetimin başını okşa!
Bir çocuğu sevindir bugün!
Meselâ;İşyerine giderken bir tatlı götür bugün,
Ya da, elindeki tatlıyla çal komşunun kapısını,Yüreğini bölüş,
O’nu (CC) anlat bu vesileyle..
Bugün O’nun için birşey yap!
Ama yalnız O’nun için..
Nefsini hiç karıştırma!
Cennet hesapları yapma bugün,karşılık bekleme!
Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın…
Bugün şöyle bir düşün!
Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine,Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?..
Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?..
Yarım saat sürecek bir ziyaret için,
On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?..
Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğuk gecede?..
İşverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?..
Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?..
Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl da çırpınırsın…
Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının,
SÖYLE, yüzde kaçını ALLAH(c.c) için, habibullah için yaptın bugüne kadar?..
Evet bugün sevgililer günü..
Sen de buluş Sevdiğinle bugün!
At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine..
O’nun sevmediği herşeye “elveda” de!
Gözyaşların armağan olsun O’na..
Gözyaşların ve zaten O’nun olan yüreğin..
Bugün ve hergün!
NOT!!!! YAZI BANA AİT DEĞİLDİR,GEÇEN YIL ÇOK SEVDİĞİM BERCESTE06.BLOGCU KARDEŞİMDE GÖRDÜĞÜM ONUN İZNİYLE YAYINLADIĞIM YAZIYI ÇOK BEĞENDİM VE MANİDAR BULDUM KENDİSİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM
Arkadaşıma bu güzel yazısı için tekrar teşekkür ediyor sevgilerimi gönderiyorum .Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için aşağıda ki linki tıklayın lütfen

 YAZI NO :12
GÖNDEREN :SUSAMCÖREKOTU

VELADET-İ NEBİ HZ.PEYGAMBERİMİZİN(S.A.V)DOĞUM GÜNÜ









VELADETİ NEBİ (en sevgilinin s a v yeryüzünü şereflendirdiği doğduğu gün)
Gül bahçesine girenler gül olmasalar da gül kokarlar.Kainatın en güzel kokan gülünün s a v kokusunun üzerimizde olması dileğiyle bu günümüz mübarek olsun

RAHMETEN LİL ALEMİN
Rahman’dan gelen,
Rahim’den gelen,
Rauf’dan gelen,
El Vedud’dan gelen,
SALLALLAHÜ ALEYHİ VE SELLEM
Gel ey MUHAMMED bahardır
Dudaklar ardında saklı
Aminlerimiz vardır
Hacdan döner gibi gel
Mirac’tan iner gibi gel
Bekliyoruz yıllardır

Kur’an-ı Hakim deşöyle buyuruluyor:
<Şüphesiz ALLAH da melekleri de o Peygambere çok salat ve tekrim ederler. Ey iman edenler!siz de salat edin,tam bir teslimiyetle selam verin>(Ahzab suresi 56)
Yazıyı gönderen arkadaşıma teşekkür  ediyor sevgilerimi gönderiyorum.Arkadsaşımın sayfasın da gezinmek ve diğer güzel yazılarını görmek için lütfen aşagıda ki linki tıklayın

http://susamcorek.blogspot.com

YAZI NO:11
GÖNDEREN :NASİBİM


MEVLİT  KANDİLİ
Bu muhteşem geceye denk getirmek istedim .İdrak eyledigimiz gecenin ,bütün insanlıga hayırlı ugurlu olmasını diliyorum.
Bu gecenin nurundan feyzinden sebeplenmek için anlatalım..
Bu gecelerde sükutlerimiz bile ibadettir...konusmada oturup dinleyişimiz bile ibadet..



Hadis-i Şerif: Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.
O nur gözlerin nurudur.
O nur her şeyden öncedir.
Haberde geldi ki:
Melik-i Cebbâr olan Mevlâmız hayırlıların efendisi Peygamberimizin nurunu yaratacağı zaman kendi aziz ruhundan bir parça aldı, ona hitap etmek ile şereflendirdi ve şöyle buyurdu:
-“Ey nur, kulum Muhammed ol!”
Nur bu sözü dinledi ve itaat etti, en güzel bir şekilde telbiye etti. (Lebbeyk). Onun nurundan bir direk oluştu ve tespih ile meşgul oldu. Bu hadise insan ve cin, zamanlar ve mekânlar yaratılmazdan önce idi.

Allah resulunun nuruyla parlayan gönül gözümüz açık olsun.....
Hazreti Amine validemiz anlatıyor:
Dürr-ü yetimi (Hazreti Muhammed) doğurduğum zaman doğurduğum yerde bulamadım. Göz gezdirdim, araştırdım, baktım ki evimin başka bir odasına kaldırılmış. Odanın içi nur ile dolmuştu. Odaya girdiğimde habibimi bir beyaz yünlüye sarılmış, yeşil bir ipek içinde, sünnet olmuş, sürmelenmiş ve güzel kokular sürülmüş olarak, tazarru eden duacı gibi ellerini semaya kaldırmış vaziyette gördüm. Birisinin şöyle dediğini duydum:
-“Muhammed Mustafa’ya Adem’in ahlâkını, Şit’in marifetini, Nuh’un şecaatini, İbrahim’in hulletini (içten sevgi, dostluk), İsmail’in vadine sadakatini, İshâk’ın rızasını, Lût’un hikmetini, Yûşa’nın cihadını, Musa’nın şiddetini, Danyal’ın muhabbetini, Davud’un tevbesini, Eyyûb’un sabrını, İlyas’ın vakarını, Zekeriyya’nın kabulünü, Yahya’nın ismetini ve İsa’nın zühdünü verin.” Böylece onu enbiyanın ahlâkına daldırdılar.

Bu gece büyüklerimizi vesile edelim, Muhammed. sav.hurmetine gunahlarımızın affı için dua edelim,bu mubarek gecede iltica edelim..
Şu muhteşem geceler hürmetine insanlıgın saadeti için yalvaralım..
Evlerimizde tesbih namazları kılalım..


Bu güzel yazıyı gönderen arkadaşıma teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum.Arkadaşımın diğer güzel yazı larını okumak  için aşagıdaki linki tıklayın lütfen
http://nasibin.blogcu.com/

YAZI NO :10
GÖNDEREN :cafepepela

O'nun Dilinden ; '' Bir Müslümanın Tarifi ''

.Sevdiğini yanlız Allah için sevmek.
.İmandan sonra küfre düşmeyi ateşe atılmak kadar tehlikeli bulmak.
.Kendisi için sevdiğini başkası için de sevmek…
.Elinden ve dilinden diğer insanların zarar görmemesine itina etmek.
.Komşuya kötülük etmeyi, cennetten uzaklaşmak kadar tehlikeli görmek.
.Söylediğinde hayır yoksa susmak.
.Kötülüklere mani olmak için eliyle, diliyle müdahalede bulunmak, hiç olmazsa kalbiyle direnç göstermek…
.Hiç kimseye zulmetmemek, zulme karşı durmak.
.İnsanlara iyiliği tavsiye edip, kötülükten sakındırmayı sürekli bir misyon olarak kabullenmek.
.Dış görünüşten önce kalbleri temizlemek.
.İnsanlara güzel muamelede bulunmak.
.Bir günah işlediğinde hemen peşinden bir iyilik yapmaya gayret etmek.
.Sürekli nefis muhabesebi yapmak, günahların farkında olmak ve tevbe etmek.
.Allah’a karşı gelmek anlamına gelen davranışlardan kaçınmak.
.Sağlık ve boş vaktin kıymetini bilmek.
.Tebessümü, güzel sözü sadaka olarak addetmek.
.Cömert olmak, cimrilikten de, saçıp savurmaktan da kaçınmak.
.Mü’minleri, aynı binayı inşa eden tuğlalar ya da bir vücudun uzuvları gibi değerlendirmek ve hiçbir mü’mine buğz etmemek. Arkasından konuşmamak.İftira etmemek, gıybetini yapmamak, sui zanda bulunmamak. Kardeşlik hukukuna aykırı hiçbir davranış sergilememek. Acıları hissetmek, paylaşmak ve gidermeye çalışmak.
.Tüm insanlara karşı merhametli olmak.
.Hayvanlara dahi eziyet etmemek.Taşıyamayacağı yük yüklememek,dövmemek..
.İnsanların kusurlarını görmemeye, göstermemeye çalışmak.
.Toplumun zayıf kesimleriyle ilgilenmek, hatta onlarla ilgilenmeyi Allah’ın bize verdiği rızıkların vesilesi gibi mütalaa etmek.
.En güzel yiyeceğin el emeği ile kazanılan yiyecek olduğunu bilmek.
.Eşine karşı hayırla, muhabbetle davranmak.
.Çocukları emanet olarak telakki etmek.
.Mü’minleri sevmeyi, cennet yolunun göstergesi gibi bilmek.
.İçinde Kur’an’dan hiçbir ayet bulunmayan kalbi, harap bir ev gibi hissetmek.
.Yoksulları sevmek ve onlara yakın durmak…
.Acı da olsa hakkı söylemek.
.Gönlünde hiçbir kimseye karşı kötülük beslemeden yaşamak.
.Ahde vefalı olmak.
.Haksız yere insanların mallarını yememek. Faizden kaçınmak ve faizi ayaklar altına alınacak kadar hakir görmek…

Ayrıca:

.Tanıdığına ve tanımadığına selam vermek.
.Yapılan ikramlara teşekkürle karşılık vermek,Küfran-ı nimette bulunmamak.
.Hiç kimseyi anasından,babasından veya bir akrabasından dolayı ayıplamamak.
.Allah'ın sevdiği iki huyu,hilm ve teenniyi şahsiyetin bir parçası haline getirmek.
.Kardeşine karşı hayırhah olmak.İçini dışını yanlış duygulardan temizlemek.
.Dini kendimize ve başkalarına zorlaştırmamak.İtidal sahibi olmak.
.Ümit verici olmak,korkutucu olmamak.Müjdemelek,nefret ettirmemek.



Bu guzel yaziyi uzak diyarlardan gonderen arkadasima tesekkur ediyor ve sevgilerimi gonderiyorum arkadasimin diger yazilarini okumak icin lutfen adagida ki linki tiklayin
http://cafepepela.blogspot.com/

YAZI NO :9
GÖNDEREN :gelibolu17



Mevlid Kandiliniz Mubarek Olsun


"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ, 107)


İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.


O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.


O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:


"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler."


(Âl-i İmrân, 164)


Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.


Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.


Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.


O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.


O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.


Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:




"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."
(Sebe, 28)


İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı. (Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:


"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)


"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..."
(Âl-i İmrân, 31)


Yazıyı gönderen arkadaşım sevgili gülcana teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum.Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için aşahıda ki linki tıklayın lütfen http://gelibolu17.blogspot.com


YAZI NO :8
GÖNDEREN :ahsen58


MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN


Mevlit Kandili yani Efendimiz(SAV)’in dünyamızı şereflendirdiği gün 14 Şubat 2011 Pazartesi akşamına denk geliyor.
Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili
Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.
Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.
O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.
İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.
Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?
Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.
O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp “Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur” dediler.(1)
Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece , içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
- “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.
Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.
Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,
“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.
Yahudi, “Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.
“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.(2)
Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..
Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.”
Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı.(3)
Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:
“O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”
Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:
“Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin”
Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan’a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.
Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)
Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.
Değerli Misafirimiz, Bu konuya ait diğer resimleri görebilmek için ÜYE OLUNUZ
Aynı gece Kabe’de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.
Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.
Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.
Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.
Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)
İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yazıyı göndern arkadaşıma teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorun. Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için aşağıda ki linki tıklayın lütfen 
YAZI NO :7
GONDEREN : umutsepeti-Zeliha



Sevgi ile ve SEVGİ için yaratıldı KAİNAT.
Başlangıcımız da,menzilimiz de sevgi idi..
Ancak yola çıktıktan sonra, zaman zaman şaştı rotamız.
Unutunca özümüzü ve gayemizi,değişti sevgi ile mayalanan iklimlerimiz..
Acılar hüküm sürmeye başladı gönül dünyalarımızda, unutulunca sevgi..
Dün ve bugün, yaşadığımız tüm olumsuzlukların yegane sebebi,insanların sevgisizliği değil de nedir?
Günümüz sevgileri de maddeye esir olup,terk edişler,vazgeçişler sevginin önüne geçmişken,sevginin sonsuzluğuna dair inanç kalmamışken yüreklerde,asırlar ötesinden bir sevgi kucaklar görmek isteyen herkesi..
Öyle bir ‘’SEVGİ’’ dir ki,,gerisi vesairedir..
Yaratılışımıza sebep,kainatın Efendisi Gönüllerin Gül Peygamberi Aleyhissalatü vesselam’ın sevgisi ezelden ebede kadar,canlılığını hiç yitirmeden süregelen en kuvvetli ve tek sevgidir..
İnsanlık, gökten rahmet beklercesine,dünyayı boğan zulmetten kendilerini kurtarıp,sevginin ışığı ile aydınlanmayı beklemektedir..
Küçüçük kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü,kadınların para ile alınıp satılan bir eşya muamelesi gördüğü,sevgi ve şefkatin adının bile geçmediği bir garip zamandır yaşanmakta olan…
Ve O gelir dünyaya..,(a.s)
O’nun gelişiyle bambaşka bir kimliğe bürünür dünya!
Önce mucizelere gark olur..
O büyüdükçe,içerisindeki o eşsiz sevgi dalga dalga yayılır her bir zerreye..
Öyle bir sevgidir ki !...
Ve öyle bir sevgilidir ki O! (a.s)
En acizinden en zirvedekini kapsayan,en iyisinden en kötü huylusuna kadar çevresindeki tüm insanları kucaklayan..
Yeni Müslüman olan ve karşısında Efendiler efendisini görünce,heyecandan titreyen göçebeye tebessümle:
-Arkadaşım,sakin ol,ben Kral değilim,Kureyş kabilesinden kurutulmuş ekmek yiyen bir kadının oğluyum.demek suretiyle,tevazuunun da en az sevgisi kadar derin olduğunu göstermiştir.
Hz. Ömer umre için izin istediğinde de izin verip:
-Kardeşcim,der ‘’Duanda beni de unutma...’’
Hz. Ömer öyle sevinir,öyle bir hoşnutluğa gark olur ki..
-O’nun bana,’Kardeşcim’’ demesinden duyduğum sevinci,bana dünyaları verseler duymazdım.der..
Kendisine inananları sonsuz vefasıyla,inanmayanları ise,onlara gösterdiği büyük özveri ve şefkatle kendisine hayran bırakır..
Kabe’de üzerine pislikler saçılırken de,
Taifte taşlanırken de,
Ülkeler fethedip sevgi ve coşkuyla karşılanırken de içinde ‘’SEVGİ’’ vardır hep..
Bu yüzdendir, geçtiği yollara dikenler atıp,kendisini taşlayanlar için dahi Rabbinden rahmet dileyip;
-Ey Rasul dile,şu dağları sana eza ve cefa verenlerin üzerine yıkayım. diyen Cebrail Aleyhisselama;
-Onlar bilmiyorlar,bilselerdi böyle yapmazlardı.demesi..
O ‘’Sevgi’’ peygamberidir ve herkesi kapsamaktadır sevgisi....
O sonsuz şefkat ve muhabbetiyle yeşertmiştir kurak topraklara dönen gönülleri..
Yoldan geçen cenazeyi görüp ayağa kalkması üzerine,arkadaşlarının;
- ‘’Ama o bir yahudi’’dir,diyerek cenazesine saygı göstermesinin gereksiz olduğunu vurgulamaları üzerine:
-Aynı zamanda bir insandır.Diyerek,insana verilmesi gereken değeri en güzel şekilde göstermiştir..
Duaları hep ümmeti içindir..
Düşüncesi sadece kardeşleridir..
Yedi kat semayı gezerken de, hasır üzerinde secde ederken de,
En büyük dileği Rabbinden,ümmetinin sonsuz saadetidir..
Zeyd oğlu Abdullah,canı sıkkın bir şekilde otururken onun bu durumu Efendimizin dikkatini çeker:
-Ey Abdullah niçin bu kadar hüzünlüsün? Diye sorar şefkatle..
Abdullah derin bir iç çekişle cevap verir güllerin Efendisine;
-Ya rasulallah,burada senden azıcık uzak kalsak,içimizi kasvet basıyor.
Ancak senin gül yüzünle,sohbetinle mutlu oluyoruz.
Düşünüyorum da,ahiret yurdunda halimiz nice olur?
Sen Bir Peygambersin ve senin yerin belli.
Acaba bizler cennete girebilecek miyiz?
Girsek bile,seni görebilecek miyiz?
Sonsuz bir hayat boyunca sensiz kalmaya güç yetirebileceğimizi sanmıyorum…
Nur yüzüne bir tebessüm yayılır Efendimizin.(s.a.v)
Ve asırlar sonra  bizleri bile ümitlendiren şu sözü söyler:,
-KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR….
Seni sevdik SULTANIM..
Ve çok sevindik her asırda bu müjde ile..
Seni ve senin hürmetine bizleri yaratan,senin ümmetin olma şerefi ile şereflendiren Rabbimizi de sevdik..
O’nun bizi sevmesinin daha önce olmasının bilinciyle..
Isıtıyorsun,asırlar sonrasında gelen ve seni çok seven kardeşlerinin yüreklerini..
Hani ; ‘’Beni görmedikleri halde,bana İman eden eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim.’’ Buyurmuştun ya…..
Ahh Sultanım…
Bizler de öyle çok istiyoruz ki senin gül yüzünü görebilmeyi..
Öyle çok istiyoruz ki,Kevser ırmağı kenarında ,dizlerinin dibinde durabilmeyi..
Ve ebediyette hep seninle kalabilmeyi..
Utanarak,sıkılarak belki ama,çok istiyoruz Efendim..
Ne yüzümüz var huzuruna çıkmaya,ne de senin derecene ulaşacak amelimiz..
Ama hiç şüphesiz biliyoruz ki,sen sevgi Peygamberisin..
Bırakmazsın bizleri....
Çaremiz SEN’sin!
Umudumuz SEN!
Sevgiye sebebsin..
Sevindirir diye umduğumuz bir tek SEN..
Hasretle,muhabbetle anıyoruz SEVGİLİ..
Sana kainattaki zerrelerin Rabbimizi tesbih edişi adedince salat-ü selam olsun..
Yüreklerimizden gül kokunu eksik etme Efendim..

Gül kokulu,dua ve muhabbet dolu kandilimiz mübarek olsun..
Dualarınızda hatırlanmak ümidiyle....


Yazıyı gönderen arkadaşım zeliha'ya teşekkür ediyor sevgilerimi gönderiyorum.Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için aşağıda ki linki tıklayın lütfen
 http://umutsepeti.blogspot.com/
YAZI NO:6
GONDEREN :Zeynep

Bugün Efendimiz (asm) Doğdu


Peygamber efendimiz (asm) miladi 571 senesinin Rabiu-l  evvel aynın on ikinci Pazartesi günü tan yeri ağarırken Mekke'de dünyaya teşrif ettiler.Efendimiz(asm) annesinden sünnetli ve göbeği kesik olarak doğmuştu. Doğarken çocukların yere düştükleri gibi düşmeyip ellerini yere dayamış, başını semaya kaldırmış bir vaz'iyette doğdu.
Annesi Hz.Amine validemiz O'nun dünyaya geldiği zaman "ümmeti ümmeti" diye Rabbine münacatta bulunup yakardığını işitti.......


(Habibim, ya Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel nasihatla da'vet et. Ve onlarla en güzel bir şekilde mücadele et!   Nahl 125

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin Efendim
Hakdan bize sultan-ı müeyyedsin Efendim
Şeyh Galib..
Yaziyi gonderen askadasim Zeynebe tesekkur ediyor sevgilerimi gonderiyorum.Arkadasimin diger yazilarini okumak icin asagida ki linki tiklayin lutfen.
http://istezeynep.blogspot.com/  



YAZI NO :5
GÖNDEREN :gelibolu17

14 Şubat Mevlid Kandili

Sevgili Peygamberimiz,
hem ferdi, ailevi ve sosyal hayatı
hem de söz ve açıklamaları ile insanlığa kıyamete kadar kalıcı bir
rehberlik ve örneklik sunmuştur.
Hz. Peygamber’i sevmek ve onu örnek almak demek; onun, insanlığın
huzuru ve kalıcı mutluluğu için yaptığı çağrıyı günümüze
taşıyarak hayatımıza yansıtmak, davranışlarımızı onun
örnek ahlakına, emir ve tavsiyelerine göre şekillendirebilmek
demektir.
Bu duygu ve düşüncelerle Mevlid Kandilinin bütün insanlığa
rahmet, dış ve iç dünyamıza huzur getirmesini,
Mevlid-i Nebi’nin toplumumuzda, O’nu yakından tanımaya, sevmeye
ve O’nun sevgisi etrafında birleşmeye vesile olmasını
Yüce Allah’tan temenni eder,
tüm İslam âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederiz.

Diyanet Takvimi'nden alıntımdır

Bu güzel yazıyı gönderen canım arkadaşım sevgili gülcana teşekkür ediyor kendisine selamlarımı gönderiyorum.Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için aşağıdaki linki tıklayın lütfen
http://gelibolu17.blogspot.com/

YAZI NO:4
GÖNDEREN:Gülümse





Sabaha Doğru

Bir şeyler oluyordu;Tan yeri henüz ağardığı vakit,
Gece karanlığının uzaklaştığı,
Gündüz, aydınlığını serdiği vakit.

Bir şeyler oluyordu;Dünya bir başka dünyaydı sanki;
Alışılmışın dışında.

Nur
ile doldu alem,
Bir şafağın doğuşunda.


Bir şeyler oluyordu;
Rebiül evvel ayının,On ikinci gecesi,
Pazartesi günü, sabaha karşı.

Kureyş Kabilesi büyük bir müjdeyle uyanıyordu,
Büyük bir müjdeyle şerefleniyordu dünya,
Büyük bir insanla.

Birileri için rahmet;
Birileri içinse bir kabustu.
Sustu o anda ateşperestler, putperestler sustu.
Zalimlerin, sapıkların arasında olur muydu Hak’kın dostu.

Sarsılmaya başladı, koskoca Kisra Sarayı.
Yıkılmaya başladı On dört şahnişin,
Şaşkındı; zorba hükümdarlar,
Şaşkındı; ateşe tapanlar…

Bir şeyler oluyordu;
Uzak bir yerlerde bilmedikleri.
Bir,bir ibretler vuku buluyordu;
Gören gözlere, düşünen beyinlere.
Bir,bir mucizeler oluyordu.
Ve o anda yere batıyordu.
Birden yok oluyordu,Sava Gölü,
Büyük bir ibretti bu, çözemiyordu,
Bunu yaşayan ölü.
Simave vadisinde taşmaya başlıyordu sular.
Kayboluyordu gözlerden uykular.
Ateşperestlerde,Putperestlerde.
Rebiul evvelin On ikinci gecesinde.
Kahinler toplanıyordu Kisra Sarayında,
Endişeler belirdi Nuşiveran da.
Neydi bu onlar, oluşanlar, cihanda, neydi?

Bihaberdi gafiller,
Ama idi, gerçeklerden.
Bir şeyler oluyordu;
Evet bir şeyler oluyordu;
Gün değişmişti artık,
Güneş başka doğmuştu.
Dünya nurlanmıştı adeta.
Büyük bir şerefle şereflenmişti.
Büyük İnsan gelmişti çünkü.

Nasıl bir şeyler olmazdı ki;
Nasıl yıkılmazdı ki şer odakları bir,bir.
Nasıl yok olmazdı ki, batıl Hak gelince .
Evet Hak gelmişti dünyaya.
Nur gelmişti, aydınlık gelmişti.
Son Peygamber doğmuştu çünkü.
Muhammed Mustafa doğmuştu.

(Alinti
Yazı Sahibi : Abdurrahman Tümer)

Bu güzel şiiri gönderen aevgili arkadaşım gülümse'ye teşekkür ediyor tekrar katılımlarını bekliyor arkadaşıma sevgilerimi gönderiyorum.Arkadaşımın sayfasını ziyaret edip diğer güzel yazılarını okumak için aşağıdaki linki tıklayın lütfen.

http://gulumse-kaderine.blogspot.com/






YAZI NO :3
GÖNDEREN :GELİBOLU17


Sevgili/ye/me (SAV) Mektup

Günlerdir düşünüyorum,yaklaşan Mevlid Kandili'ni,En Sevgilimizin Hz. Muhammed (SAV) 'in dünyayı şereflendirdiği Rebiülevvel ayının on birinci gününü on ikinci güne bağlayan geceye 'Mevlid Kandili' diyoruzya,Hani bu mübarek gece bütün Müslümanlar için bayram hükmündedir ya...


Bu yıl Mevlid kandili,Sevgili/mizin Dünyaya teşrif yıldönümü 14 şubat yani malumunuz olduğu üzre "valentine days" denk geliyor,adını bile yazamıyorum bak doğru düzgün,yazmakta istemiyorum zaten,bilen bilirde zaten benim o güne bakış açımın nasıl olduğunu...İşte o yüzden bu yıl oldukça muhalif takılıyorum,ekranlarda boy boy,gazetelerde çarşaf çarşaf çakma sevgilisine ne hediye alınması gerektiğine dair ilanlar var,görmüyorum,bakmıyorum,ilgilenmiyorum,Benim asıl ilgilendiğim,Büyük bir çoğunluğu Müslüman,Mümin ve Mümine olan bir ülkede 14 şubat Mevlid Kandili olduğudur....Hadi ne duruyoruz bizde o zaman Hristiyanların bu özel gününe inat En sevgilimizin doğum gününü,dünyaya teşrifini en güzel şekilde kutlayalım,O Sevgililer Sevgilisi (sav) bizden hediyede istemiyor üstelik,
Gönülden gelen bir salat,selam,salavat,dua yeterli ve birde O'nun
istediği gibi kullar olmamızı istiyor...
Bizler Sevgilimizi (Sav)görmedik,görmeden sevdik,O'da bizi görmedi ama secdede Ümmetim diye ağladı,hep bizleri düşündü...
Salat selam sana olsun,Ya Nebi...
Anam Babam Sana feda olsun Nazlı Nebi...
Ayağına takılan kum tanesi olaydım...
Senin asrında,Asrı Saadetinde yaşamak nasip olmadı bizlere,ama inşallah Allahü Teala'nın izniyle,hidayetiyle,Senin yolundan giden kullardan oluruz.


Ayağını sürdüğün,
toprak ben olaydım,
elini yıkadığın,
suyunda ben olaydım...
yüzünü kuruladığın,
havlun ben olaydım,
kapında değil,eşiğinde
sana kul ben olaydım...
senin uğruna yaratılan ben,
yolunda vurulan can ben olaydım,
sana layık hiç değilim,
etrafında pervanen olaydım,
davetine layık kul,
seni bir kere gören ben,
bir kere daha gören olaydım...
karnına bağladığın taş,
dizine yaslanan baş,
kapında değil,eşiğinde,
sana kul ben olaydım....
SELAM SANA NAZLI NEBİ...


Keşke Mevlam alnımıza yazmış olsada ayak bastığın gül kokulu topraklara gelebilsek,Ravzana yüz sürebilsek,Ben kendi adıma çok isterim...
Bir kez Rüyada görmek nasip oldu,inşallah tekrarıda nasip olur...


"Rüyada Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamı hakiki şekliyle gören, muhakkak Onu görmüş olur Çünkü şeytan Onun şekline giremez"
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür Ben her surette görünürüm) [Deylemi]


(Beni rüyada gören, gerçekten beni görmüştür Çünkü şeytan benim şeklime giremez Ebu Bekri Sıddıkı gören de, gerçekten onu görmüştür Şeytan onun da suretine giremez) [Hatib]


(Beni rüyada gören, uyanıkken görmüş gibidir) [İbni Mace]


(Beni rüyada gören, Cehenneme girmez) [İbni Asakir]


Belkide aranızdan böyle yazımı yazılır diyenler çıkacaktır,beğenmeyelnler,burun kıvıranlar çıkacaktır,olsun ben onların hepsine Eyvallah diyorum,çünkü bu yazdıklarımı tamamen içimden geldiği gibi Allah rızası için yazıyorum...


Çok üzülüyorum çünkü,günlerdir düşünüyorum...
Ve ben Bu yılki Mevlid Kandilini yukarıda belirttiğim şartlardan dolayı,
daha fazla salavat getirerek,daha fazla dua ederek,ibadet ederek geçirmeyi düşünüyorum,ya siz,nasıl geçirmeyi düşünüyorsunuz?


Bütün Müslüman kardeşlerimin Mevlid Kandili şimdiden kutlu ve mutlu olsun.
En Sevgili/miz'in (sav) Dünyaya teşrif yıldönümü kutlu olsun...
Yolunda olmaya çalışıyoruz,Müslümanız Elhamdülillah...






Hz.MUHAMMED'e SALAVAT ( Paylaşalım Yayılsın) [HQ]

Bu güzel yazıyı gönderen canım arkadaşım sevgili gülcana teşekkür ediyor kendisine selamlarımı gönderiyorum.Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için aşağıdaki linki tıklayın lütfen
http://gelibolu17.blogspot.com/

YAZI NO :2
GÖNDEREN :efeninannesi
!!!!!!!MEVLİD KANDİLİ YAKLAŞIYOR!!!!!!!!







Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.

Resulullah dünyaya gelince, amcası Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe, (Kardeşin Abdullah’ın oğlu oldu) diyerek kendisine müjde getirince, sevinmişti. (Ona süt vermek şartı ile, seni azat ettim) demişti. Bunun için, Ebu Leheb’in, her mevlid gecesinde, azabı biraz hafiflemektedir. Mevlid gecesi sevinen, o geceye kıymet veren müminlerin pek çok sevap kazanacağı buradan da anlaşılmaktadır. Hafız Muhammed ibni Cezeri Şafii diyor ki: (Ebu Leheb rüyada görülüp, ne halde olduğu sorulduğunda, çok azap çekiyorum. Ancak, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. geceleri, azabım hafifliyor.




Resulullah dünyaya gelince, müjde veren cariyemi sevincimden azat etmiştim. Bunun için, bu gecelerde azabım hafifliyor) dedi. Ebu Leheb gibi azgın bir kâfirin azabı hafifleyince, O yüce Peygamberin ümmetinden olan bir mümin, Onun doğduğu gece sevinir, malını uygun yerlere dağıtır, ziyafet verir, böylece, Peygamberine olan sevgisini gösterirse, Allahü teâlâ onu Cennetine sokar.) [M. Nasihat]

İslam âlimleri buyuruyor ki:

Mevlid gecelerinde toplanarak, mevlid kasidesi okumak, tatlı şeyler yedirip içirmek, hayrat ve hasenat yapmak, böylece, o gecenin şükrünü yerine getirmek müstehaptır. Salihlere elbise ve benzeri hediye vermek, bu geceye hürmet etmek olur. Bunları Allah rızası için yapmak çok sevap olur. (İbni Battal maliki)

Mevlid cemiyetinde, salihleri toplayıp, salevat okumak, fakirleri doyurmak, her zaman sevaptır. Fakat, bunlara çalgı gibi haram karıştırmak büyük günah olur. (Allame Zahirüddin bin Cafer)

Mevlid cemiyetinde, sadaka, hediye vermek, neşe ve sevinç göstermek, haram karıştırmadan mevlid kasidesi okutmak çok sevap olur. (Allame Nasirüddin)
Yazıyı gönderen arkadaşıma teşekkür ediyor tekrar katılımlarını bekliyorum.Arkadaşımın diğer yazılarını okumak için lütfen aşağıda ki bağlantıyı tıklayın
 http://efeninannesi.blogcu.com/

YAZI NO:1
GÖNDEREN:AHSEN58

insanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denir.

O'nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.


Onun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:


"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler."
(Âl-i İmrân, 164)

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.
Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O'nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.

O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."
(Sebe, 28)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber'in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı.(Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)

Yazıyı gönderen arkadaşıma teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum.Arkadaşımızın diğer yazılarını görmek için lütfen aşağıda ki bağlantıya tıklayın.... 

http://ahsen58.blogspot.com/







5 yorum:

efeninannesi dedi ki...

ÖNCELİKLE GÜNAYDIN ARKADAŞIM BENDE MEVLİD KANDİLİ İLE İLGİLİ YAZIMI YAYINLADIM GELİP ALABİLİRİSN KOLAY GELSİN ALLAHA EMANET OLUN SEVGİLERLE

Gelibolu17 dedi ki...

Ablam yazım yayında alabilirsin,sevgiler,selamlar kolay gelsinn:)

Gelibolu17 dedi ki...

Sağolasın canım,kolay gelsin,sevgiler

GüLüm'Se dedi ki...

S.a bende yazimi yayinladim, alabilirsin :)
Saygilar

Gelibolu17 dedi ki...

günaydınn,çok güzel olmuş canım ellerine sağlık...sevgiler,selamlar...öperim.